Avrupa Sineması

23 Şub 2018
admin

>Bu kitapta, geçmiş bir dönemde, bir akım ya da bir okul olarak
ortaya çıkan değişik Avrupa sinemaları hakkında ayrı ayn başlıklar
mevcuttur (bunların bir listesi için bkz. bu maddenin sonuna). Avrupa
sinemasından söz edildiğinde ise, politik ideolojilerin ifade ettiği
gibi, Avrupa’run hiçbir zaman dengeli, birleşik bir birim olmadı­
ğını göz önünde bulundurmak gerekmektedir. Örneğin, eski Almanya’nın
iki ayn Almanya’ya (Doğu ve Bah) bölünmesinin çok iyi
örneklendiği gibi, İkinci Dünya Savaşı’ ndan çok yakın bir geçmişe
kadar (1990) iki ayn Avrupa mevcuttu. Bundan dolayı bir Avrupa
sinemasından söz etmenin imkansız olduğu apaçık ortadadır – en
azından Atlantik’in bu kıyısından bakınca. ABD’ de, daha doğrusu
Hollywood’ta Avrupa sineması 1920’den itibaren küresel bir kavram
olarak ele alındı ve (en az) iki ayn şey olarak algılandı. İlki, Avrupa
sineması ağırlıklı olarak sanat sinemasıdır ve çoğunlukla cinselliği
sergilemek açısından yerel yapımlardan daha cesurdur (bkz. Hays
yönetmeliği). İkincisi, Avrupa sineması Hollywood’ un tek gerçek
rakibidir ve ne pahasına olursa olsun içine sızılmalı ve egemenlik
albna alınmalıdır. ABD ile Avrupa arasındaki en son ticari sözleşmeler
(GATT), Amerikan film sanayisinin kendi ürünlerini Avrupa’ya
ihraç edebilmeyi sağlayacak uygun anlaşmaları garantiye alabilmek
için yapılan bir seri girişimin sonuncusudur – Avrupa’nın ayakları
üzerinde durabilecek film sanayisine sahip tek ülkesi olan Fransa’nın
şiddetle karşı çıkbğı bir girişim. (Sözleşmeler, Fransa’nın ısrarı ile,
ABD’ den Fransa’ya yıllık ihraç edilecek film sayısı ile ilgili bir kota
sınırlaması içermektedir. ABD salonlarda gösterilecek film sayısında
sınırlama yapılmamasını istemekteydi; Fransa kotayı yıllık 180-200
film olarak belirledi). ABD’nin Avrupa film pazarında çok egemen
bir konumda olmasına rağmen, İngiltere ile Fransa’yı karşılaşbrdığı­
mızda, Fransa’nın geçmişte ne ölçüde direndiği açıkça ortaya çıkmaktadır.
1981′ de ABD’nin İngiltere’nin film pazarındaki payı %80,
Fransa’ da %35’ti. 1991′ de oranlar %80 ve %59′ du. Günümüzde,
ABD’nin İngiltere’deki pazar payı %85 ve Fransa’da %64 civarındadır.
Fakat bu oranlar, aynı zamanda, son on yıldaki korumacılığa
rağmen, ABD’nin direnişi sarshğını göstermektedir.

 

Hollywood’un Bah kültüründe halen oldukça etkili bir egemenliğe
sahip olmasından dolayı, referans noktası olmayı sürdürmektedir. Bu
nedenle, Bah Avrupa’da ulusal bir sinema, kısmen, ne olmadığına
(yani, Hollywood’tan ne kadar farklı olduğuna) bakılarak tanımlanmaktadır,
‘öteki’ ile ilişkisine bakılarak. Bunun sonucunda iki farklı
strateji geliştirilmektedir. İlkinde, Avrupa ülkeleri ‘ötekinin’ alanına
izinsiz girmeyi sağlayacak filmler üretmektedirler. Fransa ve İngiltere
kendi kültürlerini yansıtbl<lan filmlerle bu konuda kısmi bir başarı
elde ettiler (örneğin Manan des sources, Claude Berri, 1985; Cyrano de
Bergerac, Jean-Paul Rappeneau, _ 1990; A Roonı with a View, 1985 ve
Howards End, ikisi de Merchant/lvory, 1992; gibi filmler). İkincisinde,
yerli sanayi kendi mali menfaatlerini korumak adına, özellikle yerli
izleyicilere yönelik filmler üretmektedir ve böylece, Hollywood’un
yapamayacağı şekilde, kendi toplumunun kültürel özelliklerini kullanmaktadır.
Özellikle Fransa, Almanya ve İspanya bu yönteme baş
vurmaktadır.

türk takipçi

  • Yorumlar
  • Henüz hiç yorum yapılmamış.
    İlk yorumu yapan sen olmak istemez misin?